18 Noyabr, 2017 - Şənbə
Mutlu Aşk Yok mudur?

Mutlu Aşk Yok mudur?

 

Elsa ve Elsa’nın gözleri

Aşk sözcüğü insana mutlu, keyifli şeyleri çağrıştırıyor, sözcük Arapça kökenli. Bir de Farsça’da gözyaşı anlamına gelen eşk sözcüğü var, Azeri ağzında “aşk”a “eşk” dendiği için bazen bu iki sözcük birbiriyle karışabiliyor. Belki de bu iki sözcük arasındaki en doğru bağlantının “her aşkın sonunda gözyaşı vardır” şeklinde olduğu söylenmeli. Ama dikkat, bu söze göre gözyaşı, aşkın sonunda ortaya çıkıyor, içinde değil; yani aslında aşkın kendisi hoş bir şey.

Aşk sözcüğünün Batı dillerindeki macerası, bu görüşü haklı çıkarıyor. Ahir zaman çizgi-yazısında kırmızı bir kalp şeklinde ifade edilen love sözcüğü, biliyorsunuz, İngilizce. Geriye doğru iz sürdüğümüzde görüyoruz ki, eski İngilizce’de lufu olan bu sözcüğün eski Germen dillerinde de ataları var, Got dilinde liufs ‘çok sevilen, bağlanılan kişi’ anlamına geliyor. Sanskritçede de lubhyati, ‘istekler, ihtiraslar’ demek. İlkçağ Latincesinde ise lubet sözü ‘memnun etme, zevk verme’ anlamında. Demek ki aşk kavramı, insanın keyif aldığı bir şey olarak ortaya çıkmış ve âşık olduğu kişiye bağlanmasıyla gelişmiş.

Aragon ile Elsa

Şimdi sıra ‘aşk olmadan meşk olmaz’ sözüne geldi. Ben yıllarca buradaki meşk etme’yi ‘şarkı söyleme’ sandım, çok sonra öğrendim ki meşk etmek, bir konservatuvar öğrencisinin öğrenmek için saatlerce keman çalarak alıştırma yapması gibi ‘alışmak veya öğrenmek için çalışmak’ demekmiş! Meşk sözcüğü de aslında ‘yazı, yani hat eğitimi gören öğrenciye, hocasının benzerini yapması için verdiği örnek yazı’ anlamına gelirmiş. Buradan anlıyoruz ki ‘aşk olmadan meşk olmaz’ sözü, ‘uzun ve zorlu bir çalışma gerektiren bir beceriyi elde edebilmesi için gereken gücü, insan ancak derin sevgi duygusundan alabilir’ gibi bir anlam taşıyor. Zaten aşk, her zaman ‘bağlanma’ ile birlikte oluyor, uzun süreli bağlılıkları sürdürme gücünü de bu duygudan alıyoruz, öyle değil mi?

Aragon’un Mutlu Aşk Yoktur adlı şiirinin Türkçede birkaç çevirisi var; bunlardan dördü Kırmızı Yayınları’ndan çıkmış olan ‘Louis Aragon – Aşk Şiirleri’ adlı kitapta da yer alıyor.

Şiir ustası Louis Aragon‘un Elsa Triolet‘ye olan aşkı dillere destan imiş, üzerine kitaplar bile yazılmış. Yıllarca o adanmış ilişkiyi sürdürmüş olan Aragon’un “Mutlu aşk yoktur!” demesinin anlamı ne? Aragon bu çelişkiye şöyle açıklık getiriyor: “Mutlu Aşk Yoktur, 1943’te yazdığım bir şiirin dizesidir. Söz konusu mutsuzluk, işgal yıllarının mutsuzluğu. Fransa’nın içinde bulunduğu o acıklı durumda mutlu bir aşk olabilir miydi?” Demek ki, Aragon’un sözünü ettiği mutlu olamama durumu aşkın kendisinden değil, çevre koşullarından kaynaklanıyormuş. Hep biliriz, yalnızca savaş değil, tutucu çevre ve benzer toplumsal baskılar, bir türlü başbaşa kalamayan âşıkları mutsuz kılabilir.

Her aşkın sonundaki gözyaşı ise, aslında ayrılık ile gelir. Sevdiğinden ayrılan her insanın yaşadığı hüzünlü ruhsal duruma batı dillerinde depression, Türkçede de benzer anlamda çökkünlük denmesi bir raslantı değil, bu durumda insan kendisini ağır bir yükün altında ezilmiş, çökkün, değersiz, küçücük, güçsüz hissediyor, insanın canı hiçbir şey yapmak istemiyor, sabahları yataktan çıkmak dünyanın en zor işiymiş gibi geliyor. Bu ruhsal durumu yaşadıysanız geçici olduğunu siz de bilirsiniz, yaşamadıysanız da bana güvenin, dediğime inanın sevgili okur; evet, eğer bu durum gündelik işlerinizi aksatıyorsa bir psikiyatristten yardım almak gerekebilir. Ama sonuçta bu durum geçer, insan başka bir insanı sevme kapasitesini yeniden kazanır.

Bir de, “Ya beni reddederse?” diye sevdiğine yaklaşamayanlar, “Ya bir gün biterse, sonra ne yaparım?” diye aşka hiç başlamayanlar var. Gözlemlerim beni yanıltmıyorsa böyle bir yaşam, doğuştan getirdiğimiz sevme ve sevilme becerimizi yıllar içinde köreltiyor. Bizi belki ayrılık sayısı daha az olan, ama bir yandan da tatsız tuzsuz bir yaşama yönlendiriyor. Bu yazıyı Aragon ustanın dileğiyle kapatalım: “Kadın-erkek çiftini, erkeğin ve kadının en yüce şekli olarak düşündüğümü söylemiştim. Umarım gelecek günler kadın-erkek çiftine mutluluk taşır.”

.

Caner Fidaner

Haqqında Əkinçi